Müzik, Uyum ve Sanat


Mezzanine albümünü dinliyorum, düşünüyorum, izliyorum. Sanatın ve belki de varoluşun her alanında “uyum” sarsılmaz bir sütun gibi durur. Ancak, bazı görüşler, zevkler ve tınılar ilk bakışta birbiriyle dans etmiyor, aksine bir savaş veriyor gibi gözükebilir. Peki bu savaşın kazananı kim?

Uyum insan zihninin karmaşaya karşı sığındığı bir kaledir. Müzikte bir C Major akoru, bize evrenin bir düzeni olduğunu, her şeyin yerli yerinde olduğunu hissettirir. Sanatta bu düzen, Raphael‘in Atina Okulu tablosundaki gibi kusursuz bir perspektif ve simetri ile somutlaşır. Uyum iletişimi mümkün kılar; ortak bir estetik dil oluşturur. Uyumsuz bir dünya, sürekli bir kaygı halidir.

Peki bu düzen her şey midir? Eğer sanat sadece uyumdan ibaret olsaydı, Stravinsky‘nin Bahar Ayini eserindeki o uyumsuz ritimler neden 20. yüzyıl müziğini kökten değiştirdi? Seyirciler ilk dinlediğinde isyan etmişti, çünkü uyumun konfor alanından çıkarılmışlardı; bu, uyumsuzluğun gücüdür.

Sanatın asıl gücü, her şeyin mükemmel olduğunu söylemek değil, mükemmel olmayanın içindeki hakikati göstermektir.

  • Müzikte: Massive Attack’in Angel‘ındaki derin, tehditkar bas hattı ile kırılgan vokal arasındaki gerilim, bir “uyumsuzluk” savaşının sonucudur. Bu gerilim, parçaya tekinsiz, karanlık çekiciliği verir. Uyumlu bir Angel belki de bu kadar derin bir iz bırakmazdı.
  • Resimde: Francis Bacon‘ın portrelerine bakın. İnsan yüzlerini parçalar, formları bozar. Klasik bir “uyum” anlayışıyla bu tablolar “çirkin”dir. Ama o uyumsuzluk, insanın içsel acısını, varoluşsal korkusunu herhangi bir “güzel” portreden daha net, daha sert bir şekilde anlatır. Bacon, uyumun bizi gerçeğe karşı körleştirdiğini net biçimde gösterir.

Yazının başında bahsettiğim o “dans etmeyen zevkler” meselesi, albümün kapağında somut bir biçime bürünür. Kapaktaki o devasa geyik böceği, doğanın en organik parçalarından biri olmasına rağmen, Nick Knight’ın objektifinde parlatılmış bir metal veya karbon fiber bir makine parçası gibi durur.

İşte müzik ve görsel arasındaki o muazzam “gerilimli uyum” tam burada başlar:

  • Organik ve Mekanik Sentezi: Albümdeki kirli endüstriyel beat’lerin arasına sızan puslu vokaller neyse, kapaktaki böceğin biyolojik yapısı ile metalik parıltısı arasındaki zıtlık da odur. Biri makineleşmiş bir doğayı, diğeri ise doğallaşmış bir teknolojiyi anlatır.
  • İğnelenmiş Bir Numune: Bir entomolog (böcek bilimci) koleksiyonu için bir böceği nasıl iğneleyip dondurursa; Massive Attack de bu albümde her sesi, her ritmi mikroskobik bir titizlikle laboratuvar ortamında dondurmuştur. Kapaktaki böcek, albümdeki seslerin birer “numune” gibi titizlikle işlendiğinin görsel kanıtıdır.
  • Tehditkar Estetik: Geyik böceğinin o zırhlı, korunaklı ama bir o kadar da saldırgan duruşu, Angel veya Inertia Creeps gibi parçaların yarattığı o tekinsiz, paranoit atmosferle kusursuz bir uyum içindedir.

Uyum, bazen sadece güzel notaların yan yana gelmesi değildir; bazen bir böceğin kitin tabakasındaki metalik parıltı ile bir bas gitarın en pes notası arasındaki o karanlık akrabalıktır.


Yazının başında dediğim gibi; bazı şeyler uyum içinde dans etmiyor gibi gözükebilir. Belki de sorun dansta değil, bizim o ritmi sadece klasik bir düzen arayışıyla dinlememizdedir. Mezzanine, bize karanlığın da bir rengi, kaosun da bir geometrisi olduğunu gösterir.

Uyum güven verir. Uyumsuzluk duvarlardaki çatlaklardır; bize sonsuzluğun, kaosun ve gerçek özgürlüğün nefesini taşır. Sanat ise, o çatlaklardan sızan ışıktır.


Kaan Gedikli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin